Almanlardan “Açık Kaynak Bitki Tohumları”


Bir çoğumuz açık kaynaklı yazılım, açık kaynaklı ilaç araştırması duymuştuk. Şimdi ise, bu kervana açık kaynak bitki tohumları da eklendi.

Almanya’daki Göttingen Üniversitesi’nden yetiştiriciler ve Almanya’nın Bad Vilbel şehrinde bulunan Dottenfelderhof tarım okulunda, açık kaynak lisansıyla domates ve buğday çeşitleri piyasaya sürüldü. Yapılan bu çalışma, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bitki materyali paylaşımı için benzer planları izliyor ancak gelecekteki bitki çeşitlerinin torunlarının açık kaynak statüsü için yasal koruma sağlayan ilk girişim.

Açık Kaynak Bitki Tohumları Lisansının Ardında Yatan Düşünce

Bilim adamları ve yetiştiricilerinin yasal kısıtlamalarla engellenmeden tohum denemelerini ve iyileştirmelerini sağlamak. Geçen yıl lisansın yazılmasına yardımcı olan bilim insanı Johannes Kotschi, lisans ile tohumu çok yönlü kullanabildiğinizi ancak tohumun ve tohuma dair bütün ardışık gelişmelerinde bitki çeşitliliğinin koruması veya patentin verilmesine izin verilmediğini söylüyor. Kotschi, Nisan ayı sonlarında Berlin’de domates ve buğday lisansını duyuran, kar amacı gütmeyen Agrecol şirketi için açık kaynak bitki tohumları projesini yönetiyor.

Kotschi, kar amacı gütmeyen ve organik yetiştiricilerin şerbetçi otu, patates ve domates çeşitleri için açık kaynaklı lisans verme konusundaki düşüncelerini de ifade ediyor. Birçok kişinin, açık kaynaklı domates tohumlarını da talep ettiğini dile getiren Kotschi, “insanlar binlerce yıldır kuraklık ve bitki zararlıları direnci gibi arzulanan özellikleri barından bitkiler yetiştirme isteğindedir. Ancak 1930’lara kadar, Amerika Birleşik Devletleri bitkilere patent yasası uygulamaya başladığında, yeni bir çeşit üzerinde hak savunmak için yetiştiricinin yapabileceği çok az şey kaldı” diyor.

Açık kaynak bitki tohumları üretimi savunucuları, o zamandan bu yana, “bitki çeşitliliğinin korunması” olarak adlandırılan bitkiler için patentler ve özel bir fikri mülkiyet sistemi de dahil olmak üzere bir dizi koruma önlemleri araştırmacıların yeni çeşitleri yetiştirmeye çalışmasının önünü açmaya başladığını söylüyor.

Bitki çeşitliliğinin korunması ile ilgili uluslararası sözleşmeler, araştırma ve bitki yetiştirmeye izin veren bir istisna içermektedir. Hollanda’daki Gouda’daki bir bitki yetiştirme derneği olan Plantum’un müdürü Niels Louwaars, patentlerin daha kısıtlayıcı olduğunu belirtti: “Patent sahibinin izni olmadan “Bir bitkide bulunan bir özellik patentlendiğinde, ilke olarak böyle materyallerin daha fazla üretimi için araştırma muhafiyeti altında izin verilmediğini” söylüyor.

Yakın zamanlarda çıkan Alman lisanslama eylemi bu sorunları ortadan kaldırıyor. Başkalarının türevleri üzerinde araştırma yapmaktan alıkoymadıkça, çeşitleri herkes kullanabilir; Bitkinin gelecekteki torunlarının tamamı da “ortak” konumundadır.

Wisconsin Üniversitesinde bitki genetikçisi ve OSSI yönetici müdürü Claire Luby, “Açık Kaynaklı Tohum Girişimi (OSSI) adlı birliğin, benzer bir bağlayıcı lisans yazmak için birkaç yıl çalıştığını ancak 2014 yılında yetiştiriciler ve tohum şirketleri arasında yaygın kabul görmenin çok zor olduğunu belirtti. Patentler, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bitki fikri mülkiyetinde daha büyük bir rol oynadığından, yetiştiriciler Avrupa’dan daha fazla korunmaktadır. Bunun yerine OSSI, destekçileri yeni çeşitleri ve açık kaynaklı türevlerini tutmak için bir “taahhüt” yapmaya ve bunları takip etmeye teşvik ediyor.

Araştırmacılar açık kaynaklı bir sisteme geçişin inovasyona zarar vereceğine dikkat çekiyor. Ekonomik açıdan önemli yeni ürün çeşitlerinin başlıca üreticileri olan ticari yetiştiriciler, açık kaynaklı tohumları kullanamazlar çünkü onlardan gelişen herhangi bir çeşitlilik için telif hakkı talep edemezler.

Kaynak: https://goo.gl/ikRjqG

Bu başlığı okuyanlar bunu da okudu

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz